Hayko Cepkin Resmi Fan Sitesi




 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Röportajlar - Hürriyet-Kelebek

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 44
Kayıt tarihi : 13/04/08
Yaş : 23
Nerden : istanbul

MesajKonu: Röportajlar - Hürriyet-Kelebek   Perş. Nis. 24, 2008 11:39 am

Hürriyet - Kelebek

Yeni albümünün piyasaya çıkması için gün sayan Hayko Cepkin, bu haftadan itibaren MTV Europe’da, Alternative Nation programında tüm Avrupa’ya adını duyuracak. İlk albümün üzerinden iki yıl geçtiğini ve artık kendini tamamen ifade edebileceğini söyleyen Hayko "Tanışma Bitti" diyor.

Bilmeyenler için hemen anlatmak gerek -ki okuyucularımız arasında sanmıyorum ki Hayko Cepkin'i bir kere dinlemeyen bir insan olsun- hikaye dünyanın gaz ve toz bulutu olduğu zamanlarda başlıyor. Her ailenin evladına yaptığı ilk numara olarak oğullarına bir org alıveriyorlar. Hem de Casio GT647 hit klavye. Dededen akordeon çalma tekniklerini de kapıp, tuşlu çalgı kullanmaya yatkın olduğunu görüyor. Ondan sonra kilise korosunda hammend ile tanışıyor Hayko. Sesi kendisini daha da etkiliyor. Eğitimini almaya karar veriyor, operaya giriyor, iki sene ancak devam edebiliyor.

Sonrasında ise Timur Selçuk, Akademi İstanbul Piyano dersleri derken kendisine küçük bir kayıt ortamı kuruyor, sırf öğrenmediği bir şey kalmasın diye. İlk albümü "Sakin Olmam Lazım"ı evinde sessiz sedasız kaydediyor. Sessiz sedasız diyorum, evindeki küçük odanın altında üstünde oturan insanlar brutal vokalleri kaldıramaz diye tın tın söylüyor şarkılarını. Bakıyorsunuz ki konserleri paldır küldür, öfkesi damarlarınıza işleyiveriyor.

Şimdilerde ise iki heyecan birden var bünyesinde. İlki 2 yıl aradan sonra çıkaracağı ikinci albümü "Tanışma Bitti", diğeri ise MTV Europe'da yayınlanan Alternative Nation programında tüm Avrupa'nın kendisini tanıyacak olması.

-Ünlü isimlerin albümlerinde ve konserlerinde adınız var. Ayrıca "Alt Geçit" isimli grubunuzla katıldığınız Roxy Müzik Günleri macerası...

Demir Demirkan ve Aylin Aslım'ın albüm projelerinde ve sonrasında sahne performanslarında onlarla birlikte çaldığım doğrudur. "Alt Geçit" beste grubuydu. Davulcumuz Burak Gürpınar'dı, daha Kurban albüm aşamasıydı, bir de hâlâ gitarları çalan Umut vardı grupta. Bize Upflex derlerdi; hani var ya böyle karın kası çalıştıran üçgen bir alet... 1996 yılında çok sert çalıyoruz diye kovulduk bardan. Onun dışında da hiç grupta çalmadım.

- Tek başınıza yolunuza devam ediyorsunuz ve açıkça görülüyor ki kontrolün elinizde olmasından hoşlanıyorsunuz...

Evet. Yapmak istediğim şeyler var. Mesela çok hayalperestim. Düşün; bir hayalim var ve içinde bir ova var. Sana ovayı anlatırım, senin kafanda başka bir ova canlanır ama hikayenin sonucu aynı ortak noktadadır. Aynısına çok yakınını düşünebilirsin belki ama aynısını algılayamazsın. Sana ne anlatırsam anlatayım, benim anlattığım gibi olmayacağı için acizlik gibi geldi. Bir prodüktöre derdini anlatmak ve istediğini alamamak, aynı şekilde eğitimsiz ve cahil olduğun için "Ya abi buraya böyle bir şey istiyorum ama adını bilmiyorum" demek acizlik! Böyle bir durumda kalmamak için kendimi eğittim. Artık bir şey istediğimde sonucu çat diye alıyorum. Kendimle kalmayı daha çok seviyorum. Benim istediğim gibi bas line'ları yazılsın, benim istediğim gibi gitar tonları çalınsın. Sonuçta benim bestelerim, benim sözlerim, benim hikayem, benim projem... Ben ne istediğimi daha iyi bilince paylaşma kısmı rahat oluyor.

- Yola çıkarken kaç besteniz hazırdı?

İlk albüm şarkıları dışında ikinci ve hatta üçüncü albümün materyalleri bile hazırdı elimde. İkinci albüme onlardan iki şarkı girdi. Onun dışındakiler 0 km. oldu. Kafam değişti çünkü. Kafamda bir hikaye oluşturdum ve hikayenin konusu da korku oldu. Dosyada duran hiçbir parça da buna uymuyordu. Temaya uygun çalmayı sevdiğim armoniler vardı. Diğer parçaları sildim. Mesela üçüncü albüm materyalleri yok elimde. Başka bir tema bulduğum zaman ona da yazmaya başlayacağım.

- Korku, stilinize çok uygun bir seçim olmuş...

Zaten müzikte neşe kültürüm yoktur. Genel olarak barok şeyler yazarım, klasik müzik dinler, Bach severim. Bu tema dikte sistemi ile birleşerek anlatmak istediklerimi daha rahat söyletme ve algılatma şansı tanıdı. "Artık uyanmalısın, çok garip bir dünya, uyan artık" demekle "uyan" demek arasında fark var. Gözlerin içine bakmak ve korku vermek daha anlaşılır geliyor. Yaptığım işe inanıyorum.

- Yeni albüm "Tanışma Bitti" ile biz ne zaman tanışacağız?

Yeni albüm nisan sonu ya da gecikirse Mayıs'ın 10'una kadar çıkmış olur. Aksilikler ve konserler oluyor. Bir günün kaybı demek 1-2 parçanın mix’inin gecikmesi demek. Albümün prodüktörü de benim. Bahsettiğimiz "bencillik" işte... İlk albümde eksik olan canlı davul ve adam gibi vokal sorununu artık stüdyoda aştık. İkinci albümde belki o tırnaklar daha da uzayacak ve daha derin tırmalayacağım. Belki ama sabretmem gerekiyor, "Sakin Olmam Lazım".

- Rock müzik camiası dinleyicisinden sanatçısına daha bilgili ve daha ağırbaşlı değil midir, ailelere bu mu anlatılamıyor?

Hep iddia ettiğim konu şu; bizim piyasamız daha popüler olup daha çok tanındığı zaman, insanlar bugüne kadar seyrettiklerinin ne kadar çamurun içerisinde dolaştığını anlayacak. Toplum saçı rengarenk, küpeli, dövmeli diye "tüü tipe bak" dediği adamların düşünceye dayalı yaşadığını anlayacak ve inandıkları her şey yıkılacak. Çünkü bizim fiks imajımız "tü kaka pis, ay tipe bak"... Ama özüne baktığınız zaman biz üreten kısımdayız. Üretmek için zaman harcamak zorundasın. Diğer tarafta bir yorumculuk kültürü var zaten. Paran varsa o besteyi satın alırsın, okursun. Bu konuda bizler daha fazla üzerine düşünüyor, araştırıyor ve üretiyoruz. Demek ki bu güne kadar bildikleri şeyler yanlış...
- Popüler piyasa nasıl karşılıyor sizce alternatifinin rock olmasını?

Bizlerin ortaya çıkması biraz da onların canını sıkmaya başladı. Rock müzik ya da yan kolları üzerine çıkan her albüm dinleyici kitlesini bir bakıma eğitiyor artık. Suya sabuna dokunmayan adamın bile biraz daha gırtlağı brutal vokale kaymaya başladı. Ben albüm yapmaya karar verdiğimde, arkadaş çevrem bile "Bu şekilde olmaz, tutmaz, Türkiye'de yapma" dedi. "Çok fazla tanınamayacaksın, sen de bir bar çıkışı gidip birileri ile yakalanacak biri değilsin. Bu işin içerisine girmeyeceğin için olmayacak moruk" dediler. Karşılığında "Benim hayatım, yapacağım ve göreceğim" dedim. Olmaması gibi bir ihtimal ile çıkmadım yola. Olacağından emindim. O hırsın faydasını gördüm. Bu olaylarda payımın büyük olduğunu düşünüyorum. Bu pastanın önemli bir kısmı bana ait. İkinci albümümde pastadaki payımın daha da büyüyeceğini biliyorum.

- İki sene öncesinde "Hayko'yu dinlemeye gidiyoruz" diyen gençlere aileleri "Hangi Hayko'yu? Tavernada şarkı söyleyen mi?" diye soruyordu. Ama artık sizi dinleyen, sizi tanıyan çok büyük bir kitle var...

Yaptığımız şov 14-17 yaş dilimini çok çekmiyordu, çünkü onlar için yeterli değildi, yeterli adrenalini verecek sertliği göremediler albümde. Ama ne zaman konserler başladı, insanlar anladı ki biz sahnede deliriyoruz. Rock'n Coke'da çok fazla insana ulaşma şansım oldu. Daha küçük yaştakiler de takip etmeye karar verdiler. Daha büyüklerin takip etme sebebi ise ruhani enerji ve şarkıların sözleri... Ben biraz da psikolojilerine oynuyorum. Konsere gelenler başka bir enerjiyle evlerine gitsin istiyorum. Her konserin sonunda kendi inandığım şeyi yaptığımı ve onların da inandıklarını yapması gerektiğini söylüyorum. Saçma sapan bir şeye inanabilirsin ama bu seni mutlu ediyorsa buna inanmaya devam et! Hayatına inan. Doğmuşsun işte, seçeneğin yok, ucundan tutun ve yaşa. Depresyon keyif verici bir şeydir, her insan içinde sado-mazodur. Bazen zaman zaman iyi giden ilişkisinden ayrılmak bile ister. Saçma sapan bir kavga çıkarır ve sonra barışırsan her şeye sıfırdan başlar, yeni doğmuş kadar mutlu olur. Acı hissi keyiflidir ama sonra hemen uyanıp geri dönmek gerekir. Çünkü yaşıyorsun...

- Hayranlarla aranız nasıl?

Aşırı derecede hırslı ve bana güvenen seyircilerim var. Arzu ettiğim inanç ve hırsta seyirciye sahibim, bunun için çok derinden geldik ve yavaş yavaş ilerledik. Albümü dinleyenler konserde "Vaaav ne oldu bu adamlara be" diye tepkilerle şarkılara eşlik ettiler. Kendimizi ifade etmenin yollarını daha çok merak etmeye başladık.

- Hayko Cepkin'in her dönemi farklı görünüyor. Albüm öncesi, albüm ve ikinci albüm...

Her dönemde daha çok olgunlaşıyorum. Bir sürü ilk albümü olan grup var. İkinci albümlerinin daha olgun olacağını düşünüyorum. O olgunluğu yakalayamayan ve şehvete kapılanlar, ikinci albümde kaybeder. Bu işin şehveti kötüdür. Müzisyensin, bunu yapıp sunuyorsun. Kafan buna çalışıyor işte. Sunduğun şeyi beğenenler de var beğenmeyenler de. Çünkü dünya geneline hitap etme gibi bir durum yok. Onları hipnoz edebileceğin başka bir materyalin desteğine ihtiyacın var, her yaptığını beğendiremezsin. Samimiysen sana inananlar devam ederler. İnanmayanların da k..çını yırtmasına gerek yok. Seyretmezsin arkadaşım.

- Rock müzik yayını yapan kanallar arttıkça daha da derinlere ilerlediğinizi düşünüyor musunuz?

Bugüne kadar Türkiye'de tek kalemiz vardı, o da Dream TV... Bunun yanına MTV Türkiye gelince "Oh, iki tane kalemiz oldu" dedim. Daha benim kliplerin orada dönüp dönmeyeceğinden haberim yoktu. Seni kabul ettik evlat, geldik yayınlayacağız gibi bir durum olmamış ama ben seviniyorum tabii... İki büyük kanal, iki güzel rekabet iyi oldu. MTV açıldığında içinde olacağımdan çok emindim, hatta lansman partisinden sonra Hakan (Aldemir) sorduğunda ne hissettiğimi, "MTV açıldığında muhakkak içinde olacağımı bildiğim için çok heyecanlı değilim" dedim. Çünkü olacağım ve olmak durumundayım. Alternatif piyasa içerisinde amaç farklı olanı desteklemekse, içerisinde olmak durumundaydım, kaçarı yok. Benim farklı bir şey yaptığım ortada. Bundan sonra MTV ve Dream TV'nin desteği artarak devam edecek. Bizim desteklemediğimiz birilerini yayınlarlarsa ben gocunurum, çünkü onların yayınlanabildiği 20 kanal var!

- Ambargo var mı?

Bir iki kanal "Çok sinirli bir tip, çok agresif gözüküyor, ne biçim bir adam bu" diye kliplerimizi yayınlamıyor. Bu yorumla yayınlanmamak bana gurur veriyor. Mesela bazı organizasyonlara çok sertim diye alınmıyorum. Bunu duymak beni onurlandırıyor. Demek ki anlamışlar, tercih sebebi. "Beğenmiyoruz" derse sinirim bozulur tabii. "Yüzü yaratık gibi, sert müzik yapıyor" derse eyvallah, başımın üzerinde yeri var o adamın. Herkesin kabul edememesi normal.

- MTV Türkiye resmi sanatçısı gibisin. Sana çok sahip çıkıyorlar ve yarından itibaren klibin MTV Europe'da dönmeye başlıyor.

Aslında önce Amerika MTV istemiş videolarımı... Ancak ana binalarında küçülmeye gidilince, oradaki yayın sistemi karışmış. Benim videomun da MTV Europe'a gönderilmesi kararlaştırılmış. Oldukça başarılı bir program olan Alternative Nation'a koymaya karar vermişler. MTV havuzuna atılan ilk Türk videosu benimki oldu kısaca... MTV Avrupa'da ilk gösterimi yarın saat 12.00'de. İki tekrarında da çıkacak. Hollanda'daki Turkey Now öncesinde Hollanda MTV'sine de videomu gönderecekler. Türkçe müzik yapıyorum ve dünyaya yaptığım müzik ile açılacaksam açılırım. Saçma sözleri İngilizce vokal gibi okumuyorum.

- MTV Alternative Nation'ın ne getirisi olur?

Elbette artısı olacaktır ama ne kadar olur bilmiyorum. Benim Avrupa gibi bir hedefim yok zaten. İki hedefim var, bir kuzeye açılmak, diğeri de Japonya'ya gitmek. Ben "Abi Japonya'ya gitmek istiyorum, bir bilet versene" demek istemiyorum. Onlar talep etmeli. Bugün Avrupa'ya açıldım diyenlerin hali gibi... Kendi gider Avrupa'ya konser verir, arkada "Yaşa, helal" sesleri. Ama orada da Türkler'e çalıyorsun. Bu mu Avrupa'ya açılmak?

_________________
// * hayqoL'zmm..^^ \\ # ! hayqQ'sd.. ! #


муηq hayqoL'qq

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://haykocuyuz314.turkforumpro.com
 
Röportajlar - Hürriyet-Kelebek
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hayko Cepkin Resmi Fan Sitesi :: Hayko Cepkin Resmi Fan Sitesi :: Haberler-
Buraya geçin: